12 Ağustos 2010 Perşembe

marmaris çınar evleri



Birkaç gün önceki "Doğaçlama Haftasonu" başlıklı yazımın sonunda, bu haftasonunda Marmaris Çınar Evlerine gitmek istediğimi söylemiştim. Anneme çıtlattım, yarım ağız evet dedi. Ramazana girdik oruç tutuyorum ama dedi. Kazaya bırak, sonra tutarsın dedim. Bakalım ne olacak göreceğiz. Yine aynı yazının sonunda oraya ilişkin kötü bir anım olduğundan bahsetmiştim. Şimdi anlatıyorum efenim.


Önceki yıl oraya buraya gittim, kesmedi. Nereye gitsem acep diye düşündüğüm sıralarda televizyonda TRT'de bir gezi programında gördüm ve çok beğendim Çınar Evlerini. Mutlaka buraya gideceğim dedim. Genelde aldığı kararları hemen uygulamaya meyilli bir insan olduğumdan birkaç gün sonra koyuldum yola. Sabah otobüse bindim, Sedir Adası yol ayrımında indim. Servisi var tesisin, gelip alıyorlar seni. Saat 12:00 gibi giriş yaptım. İki konaklama seçeneği var. Bungalov evler ve dublex evler. Daha çiçek böceğin içinde diye bungalovlarda kalayım demiştim.


Eşyalarımı odaya bırakıp gözüme kestirdiğim bir masaya oturdum çınar ağaçlarının altında. Köy kahvaltısı söyledim. Allahım o kadar elleri bol ki adamların. Hayvan gibi yedim ama hala yemek istiyorum. Herşey taze ve hilesiz, lezzetine kokusuna vurulursunuz. Açık hava ve oksijenin etkisiyle ne kadar yediğininde farkına varmak zor. Demlikle çay geliyor. Bütün demliği bitirdim tabi.


Doyduktan sonra sedirlere yayılıp göbeğimi sıvazlarken kedi gibi mırlamaya başlayacaktım resmen. Aldım bir kitap, uzandım okuyorum. Sağdan soldan kuş sesleri; tavuk, horoz ve ördekler de eşlik ediyorlar. Arada sağı solu dolanıp fotoğraf çekiyor, sonra tekrar uzanıp kitap okuyorum.


Vakit ilerledi bu arada, akşam oldu. Saat 20:00 gibi bir masaya oturdum, sipariş verdim bekliyorum. Güveçte dana kuşbaşıyla yapılmış tas kebabı gibi birşey söyledim. Yanına çoban salata ve olmazsa olmazlarımdan cola. Yemek enfesti, herşey ayarında. Et lokum gibi...... Şimdi konu başlıyor....... Yemeğimi atıştırırken biraz ileride tangır tungur gürültü oldu ve bazı adamların seslerini duydum derinden. Ben önemsemeyip yemeğe yumulduğum sırada aklım başımdan gidiverdi. Bacaklarıma birşey oluyordu ama ne olduğunu anlayamadım. İğneler giriyordu resmen ve yanıyordu heryeri. Masadan can acısıyla fırlayınca arıların bacaklarımı kapladığını gördüm. Meğerse kovanlar devrilmiş biraz ileride. Ben çırpındıkça onlarda dellendi. Neyden sonra çekip gittiler ama bu arada iki bacağımı tam 12 yerinden sokmuşlar şerefsizler. Ben soluğu idarede aldım. Canımın acısıyla iyice huysuz oldum. Bağırdım, çağırdım, söylendim. Ben burada durmak istemiyorum diye bağırıyorum. Beyfendi sizi dublexlere alalım, şunu yapalım bunu edelim diyorlar ama ben sadece oradan defolmak istiyorum. Servisiniz beni Marmaris'e bıraksın diyorum. Saat 21:00 falan olmuş bu arada. Servisimiz akşam çalışmıyor diyorlar pişkin pişkin. Bir şekilde taksi bulup paldır küldür gittim Marmaris'e. Günlük alıyorlardı parayı giriş sırasında, paramı da vermediler bana gecelemediğim halde ama para falan düşünecek durumda değildim.


Marmariste ilk gördüğüm otele yerleştim, hemen yakınlardaki bir kliniğe gittim ayaklarım için. İyice şişip yanmaya başlamışlardı çünkü arıların soktuğu yerler. Doktor kortizonlu bir kremle bir losyon verdi. Allahtan sürekli içtiğim allerji hapları olayı baskılamış biraz, yoksa 12 arı ısırığı yani.


Beş günlüğüne gitmiştim, burnumdan geldi. Hatta birgün sabahtan Akyaka'da gittim ama mahfoldum orada, ayaklarımı yolacaktım bir ara ne yapacağımı şaşırdığımdan. Şortla dolaştığım için güneşle temas ettikçe acısı artıyordu ısırıkların. Ben de Marmaris'te bir cafeyi gözüme kestirip akşama kadar oturup kitap okuyordum. Hoş bir garson çocuk vardı, kitabın üzerinden kesiyordum bunu hep. Ama bakışlarımı çok gizleyememişim sanırım ikinci gün masama geldi, bu akşam erken çıkacağım, yalnız yaşıyorum, bana gelsene dedi. Mutaassıp ve tutuk bir gay olarak konulara hızlı giriş yapamadığımdan sadece teşekkür ettim ama içimden de ahhhh dedim.... Bazen masalara tek yabancı turist adamlar oturuyordu. Arada gözgöze geldiğimizde hemen kaş göz yapıp göz kırpıyorlardı. Hey Allahım, yalnız tatile gitmek her zaman seks arayışı değil dimi ama yada belki de ben numunelik tiplerdenim. Tek başıma gezip tozup namusumla eve dönüyorum.


Ayaklarımın fotoğraflarını çektim, işletmeyi tüketici haklarına falan şikayet ederim yada en azından internette rezillik yaparım diye ama benim sinirim saman alevi gibidir. Birkaç gün sonra 'Olacağı varmış, boşverrrr' deyip konuyu unuttum tabi.

3 yorum:

x-coach dedi ki...

evet. sen numuneliksin :))))

The King dedi ki...

Garson çocuk fantazisi. Vay Vayy! Süpermiş. Spontan gelişen bu tür muhabbetler gayet tahrik edici . Devamını bekliyorum. Bu arada Bahsettiğin yer Marmaris sandım ama internetten baktım Muğla'daymış. Güzel bir yere benziyor cidden. Tekrar gidip memnun kalırsan lütfen yaz. Listeye almakta fayda var.

Depresif Ayu dedi ki...

Adı Çınar Muğla Evleri ama Muğla'da değil. Marmaris'e sadece 14 km. Marmaris'e giderken Sedir Adası yolunda. Güzel bir yer gerçekten. En azından yemyeşil bir mekanda köy kahvaltısı yapmak için gidilir. Garson çocuk kesmek için ise Marmaris inmek gerekiyor :D